
Menopoz denildiğinde çoğu kadının aklına östrojen ve progesteron gelir. Oysa testosteron da kadın vücudunda doğal olarak üretilen ve özellikle cinsel işlev üzerinde önemli rolü olan bir hormondur.
Ancak testosteron tedavisi menopozdaki her kadına verilmesi gereken bir “hormon desteği” değildir. Güncel bilimsel verilere göre kadınlarda testosteron tedavisinin kanıtlanmış temel kullanım alanı menopoz sonrası dönemde görülen ve kadında belirgin sıkıntıya yol açan hipoaktif cinsel istek bozukluğudur.
Hastalarımda testosteronu yorgunluk, kilo artışı, unutkanlık veya yaşlanmayı önlemek amacı ile rutin olarak kullanmıyorum. Öncelikle cinsel isteksizliğin diğer nedenlerini araştırıyor, östrojen eksikliğini ve vajinal yakınmaları değerlendiriyor, kullanılan ilaçları gözden geçiriyorum. Uygun hastada ise düşük doz transdermal testosteronu yani cilde sürülen jel veya kremi kontrollü bir tedavi seçeneği olarak değerlendiriyorum.
Testosteron yalnızca erkeklere ait bir hormon değildir. Kadınlarda yumurtalıklar, böbreküstü bezleri ve vücuttaki bazı çevresel dokular tarafından üretilir.
Kadınların kanındaki testosteron düzeyi erkeklere göre çok daha düşük olsa da androjen reseptörleri beyin, kemik, kas, yağ dokusu, deri ve genital dokular dahil olmak üzere vücudun birçok bölgesinde bulunur.
Testosteronun bir bölümü doğrudan üretilir. Bir bölümü ise DHEA ve androstenedion gibi öncü hormonlardan dokuların içinde oluşturulur. Bu nedenle kandaki testosteron miktarı hormonun beyin ve diğer dokulardaki biyolojik etkisini her zaman tam olarak göstermez.
Testosteron kadınlarda özellikle şu işlevlerle ilişkilidir:
Burada bilimsel sınırı doğru çizmek gerekir. Kadınlar testosteron kullanırken enerji, motivasyon veya kendini iyi hissetme konusunda iyileşme bildirebilir. Buna karşılık randomize kontrollü çalışmalar testosteronun depresyon, hafıza, kas kütlesi, kas gücü, kemik yoğunluğu veya genel yaşam enerjisini artırdığını henüz güvenilir biçimde kanıtlamamıştır.
Bu nedenle testosteronu kas yapmak, kilo vermek, hafızayı güçlendirmek, yaşlanmayı geciktirmek veya osteoporozu tedavi etmek amacı ile önermiyorum.
Güncel bilimsel verilere göre testosteron düzeyi doğal menopoz başladığı anda ani biçimde düşmez. Düzeyler genç erişkinlikten itibaren yaşla birlikte kademeli olarak azalır ve menopoz geçişi sırasında görece sabit kalabilir.
Uluslararası Menopoz Derneğinin 2025 önerilerinde testosteronun üreme yılları boyunca azaldığı, doğal menopoz sırasında ani bir değişiklik göstermediği ve ileri yaşlarda yeniden bir miktar yükselebileceği belirtilmektedir.
Ağızdan kullanılan östrojenler de seks hormonu bağlayıcı globulini, yani SHBG’yi, artırabilir. Bu durumda total testosteron normal görünse bile biyolojik olarak kullanılabilir testosteron azalabilir.
Kadınlarda yalnızca testosteron eksikliğine özgü olduğu kanıtlanmış bir belirti grubu yoktur. Bu nedenle “kadın androjen eksikliği sendromu” yalnızca kan değerine dayanılarak tanımlanamaz.
Bu belirtiler testosteron düşüklüğü dışında tiroid hastalığı, kansızlık, uyku bozukluğu, depresyon, kronik hastalıklar, kullanılan ilaçlar, östrojen eksikliği, vajinal kuruluk ve ilişki sorunlarından da kaynaklanabilir.
Bu nedenle yalnızca “testosteronum düşük çıktı” diyerek tedavi başlanmasını doğru bulmuyorum.
Her zaman değil. Cinsel istek hormonlardan etkilense de biyolojik, psikolojik ve ilişkisel faktörlerin birlikte oluşturduğu karmaşık bir süreçtir. Menopozda cinsel isteği azaltabilecek nedenler arasında şunlar bulunur:
Uluslararası Menopoz Derneğinin güncel değerlendirmesine göre kandaki androjenler kadınların cinsel işlevindeki farklılığın çok küçük bir bölümünü açıklamaktadır. Dolayısıyla kan testosteron değeri ile cinsel istek arasında basit ve doğrudan bir ilişki kurmak doğru değildir.
Hipoaktif cinsel istek bozukluğu, cinsel isteğin ve cinsel düşüncelerin kalıcı veya tekrarlayan biçimde azalması ve bu durumun kadında belirgin sıkıntıya, üzüntüye veya ilişki sorununa yol açmasıdır.
Cinsel ilişkinin seyrek olması tek başına HSDD anlamına gelmez. Kadın mevcut durumdan rahatsız değilse yalnızca ilişki sıklığına bakılarak hastalık tanısı konulmaz.
HSDD tanısı bir kan testiyle değil, kapsamlı biyopsikososyal değerlendirme ile konulur.
Menopozda testosteron tedavisi doğal veya cerrahi menopoz sonrasında cinsel isteği belirgin biçimde azalan, bu durumdan rahatsız olan ve diğer nedenler değerlendirildikten sonra HSDD tanısı düşünülen kadınlarda uygulanabilir.
Uluslararası Menopoz Derneğinin 2025 önerileri postmenopozal HSDD’yi fizyolojik dozda testosteron tedavisi denemesi için yüksek kaliteli kanıta dayanan bir endikasyon olarak kabul etmektedir.
Testosteron şu durumlarda kullanılmamalı veya özel dikkatle değerlendirilmelidir:
Meme kanseri öyküsü olan kadınlar testosteron çalışmalarından genellikle dışlanmıştır. Bu nedenle bu grupta güvenlik kanıtı yetersizdir. İnatçı yakınmaları olan bir kadında tedavi ancak ayrıntılı bilgilendirme ve ilgili onkoloji ekibi ile ortak değerlendirme sonrasında düşünülebilir.
Uygun seçilmiş kadınlarda artırabilir.
Randomize kontrollü çalışmaların sistematik incelemesinde testosteronun menopoz sonrası HSDD bulunan kadınlarda cinsel istek, uyarılma, orgazm, haz, cinsel tatmin ve cinsellikle ilişkili sıkıntı üzerinde anlamlı iyileşme sağladığı gösterilmiştir.
Araştırmalarda plaseboya kıyasla ayda ortalama bir ek tatmin edici cinsel deneyim bildirilmiştir. Bu ortalama bir sonuçtur. Bazı kadınlarda daha belirgin iyileşme olurken bazı kadınlarda hiç yanıt alınmayabilir.
Testosteron ilişki sorunlarını, partnerin cinsel işlev bozukluğunu, depresyonu veya ağrılı cinsel ilişkiyi tek başına çözmez. Bu nedenle tedavinin başarısı doğru hasta seçimine bağlıdır.
Menopozdaki bütün kadınlar için geçerli tek bir ideal testosteron değeri yoktur.
Laboratuvarların ölçüm yöntemleri ve referans aralıkları farklıdır. Ayrıca kadınlarda cinsel isteksizliği veya “testosteron eksikliğini” tanımlayan bilimsel olarak kabul edilmiş bir alt sınır bulunmamaktadır.
Tedavinin amacı belirli bir rakama ulaşmak değildir. Amaç klinik iyileşme sağlarken testosteronun kullanılan laboratuvarın sağlıklı menopoz öncesi kadınlar için belirlediği fizyolojik aralığı aşmasını önlemektir.
Erkeklere ait testosteron düzeyleri kesinlikle hedeflenmez.
Kan testi tek başına yeterli değildir. Düşük testosteron değeri HSDD tanısı koydurmaz ve tedaviden kimin yarar göreceğini göstermez.
Uluslararası Menopoz Derneği mevcut immünoassay testlerinin kadınlardaki düşük testosteron düzeylerini ölçmekte yeterince hassas olmayabileceğini vurgulamaktadır. Kadınlarda testosteron düzeyi düşük aralıklarda bulunduğu için ölçümün mümkünse kadın hormonlarını daha hassas değerlendiren LC-MS/MS yöntemiyle yapılması tercih edilir. Ancak bu yöntem her laboratuvarda bulunmadığından başlangıçta belirgin yüksekliği ve tedavi sırasında aşırı doz kullanımını değerlendirmek için standart testler de kullanılabilir.
Kan sonucundan daha önemli olan kadının klinik yanıtı ve sivilce, tüylenme veya saç dökülmesi gibi androjenik yan etkilerin bulunup bulunmamasıdır.
Testosteron testi koldan alınan kan örneği ile yapılır. Menopoz sonrası dönemde adet gününe göre zamanlama genellikle gerekmez.
Temel olarak total testosteron ölçülür. Bazı kadınlarda SHBG testi de yararlı olabilir. Özellikle ağızdan östrojen kullananlarda SHBG yükselebilir ve testosteronun etkisini azaltabilir.
Serbest androjen indeksi (Serbest androjen indeksi = Total testosteron ÷ SHBG × 100),total testosteron ve testosteronu bağlayan SHBG adlı proteinden hesaplanan yardımcı bir değerdir. Ancak kadınlarda gerçek hormon etkisini her zaman doğru göstermediği için tanı veya tedavi kararı yalnızca bu sonuca göre verilmez.
Güncel Britanya Menopoz Derneği (British Menopause Society, BMS) önerisi klinik yanıtla birlikte total testosteronun esas alınması yönündedir.
Menopozdaki bir kadında testosteron yüksekliği her zaman tedaviye bağlı değildir.
Hızla gelişen yoğun tüylenme, ses kalınlaşması, erkek tipi saç dökülmesi, kas yapısında belirgin değişiklik veya klitoriste büyüme varsa ayrıntılı inceleme gerekir. Bu belirtiler normal menopoz değişikliği kabul edilmemelidir.
Testosteron tedavisinden önce yalnızca laboratuvar değil, ayrıntılı klinik değerlendirme gerekir.
Uluslararası Kadın Cinsel Sağlığı Araştırmaları Derneği (International Society for the Study of Women’s Sexual Health - ISSWSH) başlangıçta total testosteron, SHBG, lipid profili ve karaciğer fonksiyonlarının değerlendirilmesini önerir. BMS’nin 2026 güncellemesi ise fizyolojik kadın dozlarında tedavi başladıktan sonra erkek testosteron tedavisindeki gibi sürekli hemogram veya lipid takibinin rutin olarak gerekli olmadığını belirtir.
Ben testleri her kadının yaşına, tıbbi öyküsüne, kullandığı ilaçlara ve kişisel risklerine göre planlıyorum.
Menopozda tercih edilen yöntem transdermal testosterondur. Yani hormonun cilde sürülen jel veya krem aracılığıyla verilmesidir.
Kadınlara özel ürün bulunmadığında erkekler için ruhsatlandırılmış testosteron ürünleri, kadınlara uygun çok daha düşük dozlara ayarlanarak kullanılabilir. Bu kullanım birçok ülkede ruhsat dışıdır.
Genel yaklaşım erkek başlangıç dozunun yaklaşık onda birini kullanmaktır. Ancak her ürünün yoğunluğu, pompa miktarı ve emilim özelliği farklıdır. Bu nedenle “günde bir pompa” veya “bir paket” gibi genellemeler kadınlar için güvenli değildir.
Ağızdan testosteron lipid profilini olumsuz etkileyebilir. Enjeksiyon ve pelletler ise dozun hızla azaltılmasını zorlaştırarak testosteronun kadın fizyolojik aralığının üzerine çıkmasına neden olabilir.
Testosteron jeli genellikle temiz ve kuru cilde, alt karın veya üst uyluk bölgesine ince bir tabaka hâlinde uygulanır.
Ürün kuruduktan sonra bölgenin kıyafetle kapatılması, testosteronun başka bir kişiye temas yoluyla geçmesini önlemeye yardımcı olur.
“Testosteron takviyesi” ifadesi reçeteli hormon tedavisi ile internetten satılan bitkisel ürünleri aynı gruptaymış gibi gösterebilir. Bunlar aynı şey değildir.
Testosteronu doğal olarak artırdığı öne sürülen takviyelerin menopozdaki HSDD tedavisinde etkili ve güvenli olduğu gösterilmemiştir.
Sistemik DHEA’nın da böbreküstü bezi fonksiyonları normal olan menopoz sonrası kadınlarda cinsel işlevi veya genel iyilik hâlini anlamlı biçimde iyileştirdiğine dair yeterli kanıt yoktur. Uluslararası Menopoz Derneği (International Menopause Society, IMS) 2025 önerileri bu amaçla sistemik DHEA kullanımını desteklememektedir.
Yeterli uyku, direnç egzersizi, yeterli protein alımı, sağlıklı kilo, sigaradan kaçınma ve stres yönetimi genel sağlığı ve cinsel yaşamı destekler. Ancak bu yöntemlerin testosteronu güvenilir biçimde yükselterek HSDD’yi tedavi ettiği söylenemez.
Cinsel isteksizliğin nedeni vajinal ağrı, uyku bozukluğu, depresyon, ilişki sorunu veya kullanılan bir ilaç ise önce bu sorunları çözmek daha doğru sonuç verir.
Testosteronu yükseltmeye çalışmak yerine kadının yakınmasının gerçek nedenini bulmak gerekir.
Fizyolojik dozlarda testosteronun etkileri genellikle 4 ila 6 hafta içinde fark edilmeye başlar. Bazı kadınlarda anlamlı değişikliğin ortaya çıkması 8 ila 12 haftayı bulabilir.
Tedavinin tam etkisini değerlendirmek için 3 ila 6 aylık süre gerekir. Altı aylık doğru kullanım sonunda belirgin fayda görülmüyorsa tedavi kesilmelidir.
Testosteron tedavisini başlangıçta 3 ila 6 aylık bir tedavi denemesi olarak değerlendiririm. Bu süre içinde cinsel istekte, cinsel tatminde veya HSDD’ye bağlı sıkıntıda anlamlı bir iyileşme yoksa tedaviyi sürdürmem.
Tedaviden belirgin yarar gören, testosteron düzeyi kadın fizyolojik aralığında kalan ve androjenik yan etki gelişmeyen kadınlarda tedavi daha uzun süre devam ettirilebilir. Bu durumda kullanım süresini önceden belirlenmiş sabit bir süreyle sınırlamam; tedavinin devam edip etmeyeceğine klinik yanıt ve düzenli kontroller doğrultusunda karar veririm.
Tedavi devam ettiği sürece en az yılda bir kez testosterona hâlâ ihtiyaç olup olmadığını, sağlanan yararı, kullanılan dozu, total testosteron düzeyini ve sivilce, tüylenme, saç incelmesi gibi yan etkileri yeniden değerlendiririm.
Burada önemli bir nokta, testosteron tedavisinin etkili olduğu için kontrolsüz biçimde yıllarca sürdürülmemesidir. Özellikle iki yıldan daha uzun kullanımlara ilişkin meme ve kardiyovasküler güvenlik verileri sınırlıdır. Bu nedenle uzun süreli tedavide her yıl yarar-risk değerlendirmesi yapılmalıdır.
Özetle, 6 ay içinde anlamlı fayda yoksa testosteron tedavisini keserim; belirgin fayda varsa, fizyolojik dozlarda ve düzenli hekim takibi altında tedaviye devam edilebilir.
Benim klinik yaklaşımımda total testosteronu tedavi öncesinde ölçerim. Tedavi başladıktan veya doz değiştirildikten sonra mümkünse 3 ila 6 hafta içinde tekrar değerlendiririm.
Günlük uygulamada ilk klinik kontrol 2 ila 3 ay içinde de yapılabilir. Doz sabitlendikten sonra klinik yanıtı, yan etkileri ve total testosteron düzeyini genellikle 6 ila 12 ay arayla değerlendiririm.
Testosteron düzeyi referans aralığını aşmışsa yan etki olmasa bile doz azaltılmalıdır.
Fizyolojik kadın dozlarında yan etkiler genellikle hafif ve doz azaltıldığında geri dönüşümlüdür.
Ses kalınlaşması, klitoriste büyüme ve belirgin erkek tipi saç dökülmesi fizyolojik dozlarda nadirdir. Ancak testosteron uzun süre yüksek tutulursa bazı değişiklikler kalıcı olabilir.
Amaç testosteronu olabildiğince yükseltmek değil, kadın fizyolojik aralığında tutarak klinik yarar sağlamaktır.
Fizyolojik dozda testosteron kullanan her kadında kilo artışı beklenmez. Bazı çalışmalarda hafif kilo artışı bildirilmiştir. Ancak orta yaşta kilo değişimini yaş, beslenme, aktivite, uyku ve menopozla birlikte değişen vücut kompozisyonu da etkiler.
Kilo artışı tedavi ile aynı dönemde başladıysa doz, testosteron düzeyi ve diğer nedenler birlikte değerlendirilmelidir.
Evet. Tüylenme testosteronun en sık görülen dozla ilişkili yan etkilerinden biridir.
Hafif artış genellikle doz azaltıldığında geriler. Jelin sürekli aynı bölgeye sürülmesi o bölgede yerel tüylenmeye neden olabilir. Bu nedenle uygulama yeri düzenli olarak değiştirilmelidir.
Fizyolojik dozlarda belirgin saç dökülmesi nadirdir. Genetik yatkınlığı bulunan kadınlarda veya testosteron düzeyi yüksek tutulduğunda erkek tipi saç incelmesi ortaya çıkabilir.
Saç dökülmesi gelişirse total testosteron ölçülmeli, doz yeniden değerlendirilmelidir.
Kısa süreli çalışmalar fizyolojik dozda transdermal testosteronun meme kanseri riskini artırdığını göstermemiştir. Ancak iki yıldan uzun randomize kontrollü çalışma verileri yetersizdir.
Bu nedenle “testosteron meme kanseri riskini kesinlikle artırmaz” demek de “kesin artırır” demek de bilimsel olarak doğru değildir.
Meme kanseri öyküsü olan kadınlar mevcut çalışmaların çoğunda yer almamıştır. Bu kadınlarda tedavi kararı kişisel riskler, tümör özellikleri, mevcut onkolojik tedavi ve diğer seçenekler dikkate alınarak verilmelidir.
Fizyolojik dozda kullanılan transdermal testosteronla yapılan kısa süreli araştırmalarda lipid profili, kan şekeri veya kan basıncı üzerinde belirgin olumsuz etki gösterilmemiştir.
Ancak çalışmaların çoğuna yüksek kardiyometabolik risk taşıyan kadınlar alınmamıştır ve uzun süreli güvenlik verileri yeterli değildir. Bu nedenle kısa dönem sonuçlar bütün kadınlara ve sınırsız kullanım süresine genellenmemelidir.
Ağızdan testosteron ise lipid profili üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle önerilmez.
Evet. Testosteron östrojen tedavisiyle birlikte kullanılabilir.
İngiltere Ulusal Sağlık ve Bakım Mükemmelliği Enstitüsü (NICE) ve BMS, menopozla ilişkili düşük cinsel istek uygun menopoz hormon tedavisine rağmen devam ediyorsa testosteronun değerlendirilmesini önermektedir.
Bununla birlikte testosteronun etkili olabilmesi için her kadının sistemik östrojen kullanması zorunlu değildir. Güncel araştırmalarda testosteronun östrojen kullanan ve kullanmayan menopoz sonrası kadınlarda etkili olabildiği gösterilmiştir.
Vajinal kuruluk veya ağrılı cinsel ilişki varsa bu sorun ayrıca tedavi edilmelidir. Gerektiğinde vajinal östrojen kullanılabilir.
Benim yaklaşımımda testosteron ilk basamak tedavi değildir.
Ağızdan kullanılan östrojenler SHBG düzeyini artırarak serbest testosteronu azaltabilir. Transdermal östrojen ise karaciğerden ilk geçiş etkisi oluşturmadığı için SHBG’yi genellikle belirgin biçimde yükseltmez. Oral östrojenden transdermal östrojene geçilmesi, SHBG yüksek olan bazı kadınlarda serbest testosteronun artmasına ve cinsel isteğin iyileşmesine katkı sağlayabilir. Böylece ayrıca testosteron eklenmesine gerek kalmayabilir.
IMS, postmenopozal HSDD için fizyolojik dozda transdermal testosteron tedavisini yüksek kaliteli kanıt ve güçlü öneri ile desteklemektedir.
IMS ayrıca:
BMS’nin Mayıs 2026 tarihli güncel klinisyen rehberi testosteronun temel endikasyonunun biyopsikososyal değerlendirme sonrasında saptanan HSDD olduğunu belirtmektedir.
BMS’ye göre:
Bu uluslararası görüş birliği IMS, ISSWSH, EMAS, The Menopause Society, Endocrine Society, ACOG ve RCOG dâhil büyük meslek kuruluşlarının katılımı ile hazırlanmıştır.
Temel mesajı nettir: Kadınlarda testosteronun kanıta dayalı tek endikasyonu menopoz sonrası HSDD’dir.
Konsensüs:
ISSWSH testosteron tedavisinin günlük uygulamada nasıl başlanacağı ve izleneceği konusunda ayrıntılı öneriler sunar.
Kılavuza göre:
NICE NG23 kılavuzu menopozla ilişkili düşük cinsel istekte menopoz hormon tedavisi tek başına yeterli olmadığında testosteron desteğinin düşünülmesini önermektedir.
Bu öneri testosteronun her menopozdaki kadına verilmesi gerektiği anlamına gelmez. Önce menopoz tedavisinin düzenlenmesi ve düşük cinsel isteğin diğer nedenlerinin araştırılması gerekir.
The Menopause Society menopoz sonrası HSDD’de testosteronu kanıta dayalı bir tedavi seçeneği olarak kabul etmektedir. The Menopause Society sivilce ve yüzde tüylenme gibi yan etkilerin görülebileceğini ve uzun dönem risklerin hâlâ araştırıldığını vurgulamaktadır.
Evet. Testosteron genç erişkinlikten itibaren yaşla birlikte azalabilir. Ancak doğal menopoz sırasında birdenbire düşmez. Yumurtalıkların ameliyatla alınması sonrasında düşüş daha ani ve belirgin olabilir.
Hayır. Menopoz doğal olarak testosteron kullanmayı gerektiren bir hastalık değildir. Testosteron yalnızca uygun değerlendirme sonrasında HSDD tanısı alan bazı kadınlarda düşünülür.
Hayır. Tedavi her kadın için uygun değildir. Başlangıç testosteronu yüksek olanlarda, gebelik ve emzirme döneminde, aktif karaciğer hastalığında ve bazı hormona duyarlı kanserlerde kullanılmamalı veya çok dikkatli değerlendirilmelidir.
Menopoz sonrası HSDD bulunan uygun kadınlarda cinsel isteği, uyarılmayı ve cinsel tatmini artırabilir. Her kadın aynı ölçüde yanıt vermez.
Herkes için geçerli tek bir değer yoktur. Tedavi sırasında kullanılan laboratuvarın sağlıklı menopoz öncesi kadınlara ait fizyolojik aralığı aşılmamalıdır.
İlk etkiler genellikle 4 ila 6 hafta içinde başlar. Tedavinin tam olarak değerlendirilebilmesi için 3 ila 6 ay gerekebilir.
Fayda devam ettiği ve yan etki gelişmediği sürece düzenli takip altında kullanılabilir. Tedavinin gerekliliği en az yılda bir kez yeniden değerlendirilmelidir. İki yıldan uzun randomize güvenlik verileri sınırlıdır.
Her kadında kilo artışına neden olmaz. Bazı kadınlarda hafif kilo artışı görülebilir. Kilo değişiminin yaş, beslenme, uyku, aktivite ve menopozla ilişkili diğer nedenleri de değerlendirilmelidir.
Evet. Özellikle doz yüksekse yüzde veya vücutta tüylenme artabilir. Bu etki çoğunlukla doz azaltıldığında geriler.
Fizyolojik dozlarda belirgin saç dökülmesi nadirdir. Genetik yatkınlık varsa veya testosteron düzeyi yüksek tutulursa erkek tipi saç incelmesi gelişebilir.
İki yıla kadar olan çalışmalarda belirgin risk artışı gösterilmemiştir. Ancak uzun dönem güvenlik verileri yetersizdir. Meme kanseri öyküsü olan kadınlarda özel değerlendirme gerekir.
Evet. İki hormon birlikte kullanılabilir. Güncel kılavuzlar genellikle önce östrojen eksikliğinin ve genitoüriner menopoz belirtilerinin uygun biçimde tedavi edilmesini önerir.
Tedavi kesildikten sonra sağlanan cinsel istek ve tatmin artışı zaman içinde azalabilir. Sivilce ve tüylenme gibi yan etkiler ise çoğunlukla doz azaltıldığında veya tedavi kesildiğinde geriler.
Menopozdaki bir kadın cinsel isteksizlikle başvurduğunda yalnızca testosteron sonucuna bakmam. Cinsel ağrı, vajinal kuruluk, uyku, ruh hâli, ilişki, kullanılan ilaçlar ve menopoz tedavisini birlikte değerlendiririm.
Önce düzeltilebilir nedenleri tedavi ederim. Ağızdan östrojen kullanılıyorsa ve SHBG yüksekse transdermal östrojene geçişi değerlendirebilirim. Vajinal kuruluk veya ağrılı ilişki varsa lokal tedaviyi düzenlerim.
Buna rağmen kadını rahatsız eden cinsel istek kaybı devam ediyorsa yararları ve uzun dönem güvenlik konusundaki belirsizlikleri açıkça konuşarak düşük doz transdermal testosteron tedavisi önerebilirim.
Başlangıç total testosteronunu ölçerim. Tedavi başladıktan veya doz değiştirildikten sonra mümkünse 3 ila 6 hafta içinde, günlük pratikte en geç 2 ila 3 ayda kontrol yaparım. Doz sabitlendikten sonra klinik değerlendirmeyi ve total testosteron takibini genellikle 6 ila 12 ay arayla sürdürürüm.
Üç ila altı ay içinde anlamlı fayda yoksa tedaviyi devam ettirmem. Fayda varsa bile her yıl tedavinin hâlâ gerekli olup olmadığını, yararını, dozunu ve olası risklerini yeniden değerlendiririm.
Menopozda testosteron tedavisi her kadına verilmesi gereken rutin bir hormon desteği değildir. Bilimsel olarak en güçlü ve güncel kanıt, diğer nedenler değerlendirildikten sonra HSDD tanısı alan menopoz sonrası kadınlarda cinsel isteğin ve cinsel tatminin iyileştirilmesine yöneliktir.
Tedavinin güvenliği doğru hasta seçimine, düşük kadın dozlarının kullanılmasına, testosteronun fizyolojik aralıkta tutulmasına ve düzenli takibe bağlıdır.
Testosteron bir gençlik, enerji, kilo verme veya kas geliştirme hormonu gibi sunulmamalıdır. Doğru kadında yaşam kalitesine anlamlı katkı sağlayabilir. Yanlış endikasyonla veya kontrolsüz kullanıldığında ise gereksiz yan etkilere ve gerçekçi olmayan beklentilere yol açabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. Kişisel tanı veya tedavi önerisi yerine geçmez. Testosteron reçeteli bir hormondur ve hekim değerlendirmesi olmadan kullanılmamalıdır.